20 Ağustos 2011 Cumartesi

Wall-E Nerede?


Süpermiş bu. İçinde bir sürü arkadaş var :) R2DR, Bad Robot, Blinky, Bender ve Wall-E. Ama Wall-E nerede acaba? İyice bakmak gerek. Siz de bakın bakalım, bulabilecek misiniz? Bir de bu saydıklarımdan başka kimleri bulabildiniz?

11 Nisan 2011 Pazartesi

Carrickfergus

http://fizy.com/#s/1h8oaj

'Boardwalk Empire'da duydum ve aşık oldum bu İrlanda şarkısına. İnsana huzur katıyor, alıp götürüyor. Dizideki sahneye de müthiş uyum sağlamış.

23 Ocak 2011 Pazar

Film Çevirilerim

Boş zamanım oldukça, İngilizce film altyazılarını Türkçe'ye çeviriyorum. Hem çok zevkli bir iş, hem çeviri yaparken film de izlemiş oluyorum, hem de o filmi izlemek isteyenlere bir yardımın dokunmuş oluyor. Şu ana kadar 4 tane çeviri yapmışım. Bunlardan birini tek başıma değil, bir arkadaşımla birlikte çevirdim. Şu anda da elimde bir çeviri var. Çevirdiğim altyazılar da şunlar:

Adoration >> Çeviri
Psychosis >> Çeviri
God Grew Tired of Us: The Story of Lost Boys of Sudan >> Çeviri
Yangguang Canlan de Rizi >> Çeviri (L Lawliet ile birlikte)

6 Aralık 2010 Pazartesi

Coachella 2010



California'da düzenlenen ve bana göre dünyanın en özel festivallerinden biri olan Coachella'nın bu seneki görüntülerinden hazırlanmış son derece eğlenceli bir video. Umarım canlı canlı görmek de nasip olur :)

Neruda'dan

I do not love you as if you were salt-rose or topaz,
or the arrow of carnations the fire shoots off.
I love you as certain things are to be loved,
in secret, between the shadow and the soul.

I love you as the plant that never blooms,
but carries in itself the light of hidden flowers.
Thanks to your love a certain fragrance,
risen darkly from the earth, lives darkly in my body.

I love you without knowing how, or when, or from where,
I love you straightforwardly, without complexities or pride,
so I love you because I know no other way than this:
where "I" does not exist, nor "you,"
So close that your hand on my chest is my hand,
So close that your eyes close and I fall asleep.

27 Kasım 2010 Cumartesi

Pilli Bebek

Behzat Ç. sağ olsun, tekrardan hatırlattı bu muazzam grubu bana. Cem Kısmet'in davudi sesine dikkat. Aşmış parçaları var. Misal; http://fizy.com/#s/1lsfcb

Seninki Kaç Santim?



Greenpeace'in endüstriyel balıkçılık nedeniyle kontrolden çıkan balık avcılığına karşı başlattığı yeni kampanya. Destek olmak lazım.

http://www.kacsantim.org/

19 Kasım 2010 Cuma

The Walking Dead

AMC'nin bu çizgi romanı dizi yapacağını ilk duyduğumda çok heyecanlandım ve 1 Kasım'ı beklemeye başladım. Posterden, fragmanlardan ve dünyanın birçok büyük şehrinde hazırlanan tanıtım filmlerinden, çok kaliteli bir dizi izleyeceğimin ipuçlarını almıştım. Yanılmamışım. İlk 3 bölümü itibariyle harika bir dizi olduğunu söyleyebilirim. Bir Dawn of the Dead, 28 Days Later ya da ne bileyim Resident Evil aksiyonu yok belki dizide ama yine de kendini izletiyor. Zombi makyajları gayet başarılı. Çekimler için oluşturulan sahneler muazzam. Oyunculuklar o kadar da ahım şahım değil belki ama Sarah Wayne Callies ablamız var, sadece o yeter. Müzikleri de çok beğendim ben. Sözün kısası, takip etmeye devam edecek bir dizi. Üstelik 2. sezon daha şimdiden kesinleşti.

Ah Minel Aşk ve Minel Garaib


Aşktan ve gariplikten... Arap İhsan'ın her iki kolundaki dövmelerde yazar bu söz öbekleri. 'Puslu Kıtalar Atlası'nı mutlaka okuyun. İhsan Oktay Anar'a hayran olmamak mümkün değil. Kitabı okurken kendinizi yıllar önceki İstanbul'un suriçinde hissediyorsunuz. Her cümlesi o kadar özenle oluşturulmuş ki, sanki bir cümle için aylarca düşünmüş Anar. Kitaptaki dil sizi cezbedecek, kitap bir çırpıda bitmesin diye yavaş yavaş okumak isteyeceksiniz.

In Voldemort We Trust

Ralph Fiennes candır, onun içinde bulunduğu herhangi bir yapımın kötü olma ihtimali yoktur. Harry Potter and the Deathly Hallows sinemalarda. Mutlaka izleyin.

9 Eylül 2010 Perşembe

Best Coast - When I'm With You

Müthiş sıcak bir yaz geçirdik ama yavaş yavaş sonlarına geliyoruz. 1-2 ay öncesine kadar öyle düşünmesek de, yakında denizi ve güneşi özleyeceğiz bence. Bu özlemimizi az da olsa azaltacak bir şarkı ve klip buldum. Yaptıkları müziğe beach rock diyorlar. İzleyelim.


Best Coast - When I'm With You from Pete Ohs on Vimeo.

7 Eylül 2010 Salı

12 Eylül 2010 Anayasa Değişikliği Referandumuna Dair

Bugüne kadar izlemiş olduğum tartışma programlarında ve siyasilerin açıklamalarında, bu referandumda hayır oyu verecek olanların, neden hayır diyeceklerine dair tek tek açıklamalar yapıp, maddelerin yanlışlarını anlattığına şahit oldum. Ancak evet diyecek olanlar, hangi maddenin neden doğru olduğunu tek tek açıklamak yerine, topu taca atıp, çok genel konuşuyorlar. "Demokrasi kazanacak.", "12 Eylül'ü hazırlayanlardan hesap soracağız.", "Bundan sonra darbeler olmayacak.", "Kişisel hak ve özgürlükler artacak." gibi tanımlamalar çok popülist yaklaşımlar bana göre. Bunun yerine 26 madde tek tek açıklanarak, bu maddelerin ne gibi yenilikler/farklılıklar/özgürlükler getireceği açıklanmalıdır bana göre. Mesela memurların sendikalara üye olabilmesi, kişisel bilgilerin korunması, askere sivil yargı yolunun açılması, çocukların korunması gibi maddeler nasıl yenilikmiş gibi gösteriliyor? Ya da "12 Eylül'den hesap soracağız." ana fikriyle savunulan Anayasa Değişikliği Paketi'nde, neden 12 Eylül'ün en büyük pisliği olan YÖK'ün kaldırılmasına dair bir madde yok? 'Yetmez ama evet' sloganında açıkça görülen ve AKP'li bir çok siyasinin ve yorumcunun da belirttiği gibi, bu değişiklik paketinde eksik olan yerler olmasına rağmen, neden bu denli güdük bir paket millete dayatılıyor? Bu referanduma evet oyu verilmesi gerektiğini savunan kişiler, popülizm yapmak yerine, argümanlarını tane tane savunma yolunu seçerlerse daha demokratik bir ortam oluşacağı kanısındayım.

20 Haziran 2010 Pazar

Kaldığım Yerden Devam

2009'un Nisan ayında 2 yazı yazmışım ve 15 aydır da bir şey yazmamışım buraya. Artık tembellik yapmayı bırakıp, tekrar yazma vakti. Tumblr sayfamı da açtım zaten. Orada genelde sinema ve müzikle ilgili yazılar olacak. Şunun gibi mesela.

8 Nisan 2009 Çarşamba

Ben de Artık FikriMühim'im

Türkiye’nin ilk ve tek Ağızdan Ağıza Pazarlama / WOMM (Word of Mouth Marketing) ajansı olan FikriMühim; Markaları yönlendirme gücünü bizzat tüketiciye veren bir pazarlama devrimidir.


Sitenin açıklaması bu şekilde. Dünyada yaygın olarak kullanılan ama Türkiye'de ilk kez FikriMühim tarafından hayata geçirilen bir pazarlama stratejisi. Sistem şu şekilde işliyor: Önce siteye üye oluyorsunuz. Kayıt formunu doldururken, kişisel bilgilerinizin yanı sıra, ilgilendiğiniz konu başlıklarını seçiyorsunuz. Daha sonra sistem, sizin ilgi alanlarınıza uyan bir kampanya olduğunda, mail yoluyla size haber veriyor ve onay vermeniz halinde de, bu kampanyayı tanıtan bir paket, adresinize doğru yola çıkıyor. Paket elinize ulaştığında, henüz piyasaya sürülmemiş, kimsenin haberdar olmadığı bir ürünü, ilk kez siz deniyorsunuz ve bu ürünü arkadaşlarınıza anlatıp, fikirlerini alıyorsunuz. Son adımda da, ürün hakkında kendi fikirlerinizi ve arkadaşlarınızın tepkilerini, bir rapor haline getirip, siteye gönderiyorsunuz. Böylelikle, hem siz o ürünü ilk kez kullananlardan biri oluyorsunuz, hem de firma etkili bir ürün araştırması yapmış oluyor. Siteye yeni üye oldum, henüz bir kampanyaya dahil olamadım ama merakla bekliyorum gelecek ilk ürünü. Siteye yan taraftaki Ben FikriMühimim rozetine tıklayarak, ya da www.fikrimuhim.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Türban Tartışmasında Son Nokta!



Bu konuşmanın, şifresi çözülmüş, Türkçe'ye en yakın hali, hemen hemen şu şekildedir:

Emekli amca: Kapatılması gereken bir şey.
Muhabir: Özgürlükleri kısıtlıyor mu?
Emekli amca: Özgürlükleri kısıt... (arkaya bakar) Kısıtlıyorlar özgürlükleri.
Eşofmanlı abi: Bu nolüyo?
Muhabir: Efendim?
Eşofmanlı abi: Bu nolüyo?
Muhabir: Press TV.
Eşofmanlı abi: Bu? Çoh iyi de oldu. Çoh güzel, iyi oldu tamam mı? Şimdi meselam türban olayını çok karıştırdılar. Ha aralarında bi fuarghk kaldı. O fuarghgınan çok güzel oldu. Meselam herkesin hayatına kimse karışamaz. Ha nasıl karışamaz? Ben bu şekıl geyinirim, bu bayan şu şekıl geyinir, şu şekıl geyinir. Ha hiç kimse kimseye karışmaya bi hakkı yok. Özgülüğü bidir. Ha başörtü, kurban olduğum yaresulallahtan gelebilir amma, lakin ki öyle değildir. Yani yorumlamam bu kadar. Hadi hayırlı işler.

Çoh = çok, fuarghk = fark, meselam = mesela, şekıl = şekil, geyinmek = giyinmek, özgülüğü bidir = herkes eşit haklara sahiptir, lakin ki = bilemedim ben de anlamını.

20 Temmuz 2008 Pazar

Olasılıksız

Bugün bitirdim kitabı. Hakikaten de kitabın arka kapağında yazdığı kadar iddialı bir kitap: "Bitirmek için yarını, başkasına anlatmak için bitirmeyi bekleyemeyeceksiniz." Her muhabbette o kadar lafı geçiyordu ki, arkadaşlar artık "Yeter be, iyi ki bir kitap okuyormuşsun." kıvamına gelmişlerdi. Ama onlar da okusaydı kitabı, hiç böyle düşünmezlerdi. Müthiş sürükleyici bir kitap. İçerisindeki ağır matematiksel, fiziksel ve felsefi göndermelere rağmen, heyecan bir an bile düşmüyor. Kitabın filmi çekileceği kesin de, bence en az 2 sezon sürecek bir dizi bile çekilebilir. O kadar dolu dolu bir aksiyon var kitapta. Aynı zamanda dram da var. Müthiş bir sürpriz sona sahip. Okumayanlar, kesinlikle çok şey kaçırıyorlar. Sırada Adam Fawer'ın ikinci kitabı "Empati" var. Eminim o kitap da, Olasılıksız kadar güzeldir.

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Madımak Müze Olsun

15 yıl önce bugün tekbir getirip, "Yahın la yahın" diye anırarak, o ateşi yakan ve 35 masum insanın diri diri yanmasına sebep olan gerici, faşist, aşağılık insanlar: Mutlu musunuz? Geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz? O öldürdüğünüz insanların ruhları boyunlarınıza yapışmıyor mu? Hani siz iyi müslüman, sizin gibi düşünmeyenler de 'Allahsız gomünist' ya... Onun için bir de şöyle sorayım: Kur'an'da bir insanın canını yalnızca Allah'ın alabileceği yazmıyor mu? İslam dini, sevgi ve hoşgörü dini değil mi? Bir insanı öldüren, bütün bir insanlığı öldürmüş sayılmıyor mu? Bunları bilmeden nasıl Müslüman olunuyor? Sizin kalbiniz nasıl katran bağlamış? Sizin anlayacağınız dilden konuşmaya devam edeyim: Hepiniz birgün ölecek ve hesap vereceksiniz. Ve o gün, sizin yaktığınız ateşin milyarlarca kat fazlası yakılacak. Siz de o masum insanları öldürdüğünüz için, aynen o ölenler gibi, o ateşin içinde yanacaksınız.

O gün ölen 35 kişinin anısına sahip çıkmak ve bu olayı bir ibret vesikası gibi hatırlamak için, Madımak Oteli'nin müze yapılması isteğine ısrarla karşı çıkan değerli yönetici abilerim: Orada şimdi bir kebapçı var. Siz de gidin oraya, birer cağ kebabı yiyin afiyetle her gün. O yağlı göbeklerinizi daha da büyütün. Elbet sizin de gelecek hesap gününüz.

16 Haziran 2008 Pazartesi

Güzel Günler Göreceğiz

... hani şimdi bize cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır
yalnız cumaları, yalnız pazarları
hani şimdi biz bir peri masalı dinler gibi seyrederiz ışıklı caddelerde mağazaları
hani bunlar 77 katlı yekpare camdan mağazalardır
hani şimdi biz haykırırız
cevap, açılır kara kaplı bir kitap
zindan, kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik, kan

hani şimdi bizim soframıza haftada bir et gelir
ve çocuklarımız işten eve sapsarı iskelet gelir
hani şimdi biz inanın güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler göreceğiz
motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
ışıklı maviliklere süreceğiz ...